ÖLÇÜ 2019 KASIM SAYISINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

İSTANBUL DEPREMİ VE BEKLENEN TEHLİKELER
BASIN AÇIKLAMASI

26 Eylül 2019, saat 13:59’da Marmara Denizinde, Silivri’nin 21,6 km açığında, 5.8 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi verilene göre, yer kabuğunu 12,3 km derinliğinde olan depremin ardından en büyüğü 4.4 büyüklüğünde, 188 adet artçı deprem meydana gelmiştir...

YAPAY ZEKA DEPREMİ ÖNCEDEN TAHMİN EDEBİLİR Mİ?
Zühre Kordon AKIN, TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası İstanbul Temsilciliği

Günümüzde bilgisayarlar kendisine öğretilenleri eksiksiz tekrarlayan makineler olmaktan çıktılar. Artık gelişen yazılım teknikleri ve yüksek kapasiteleri ile makineler; kendi kendilerine öğrenen, öğrendiklerini yorumlayan ve her sonucu da yeniden veriye çevirerek “tarih bilincine sahip” hale geldiler. Dördüncü sanayi devrimi diye tanımlanan yeni teknoloji evresinin beyni halini alan “yapay zeka” , Google’un CEO’su Pichai'ye göre insanlık tarihi için ateşi ya da elektriği bulmaktan bile daha önemli. Ocak 2018’de yaptığı bir televizyon konuşmasında Pichai, ateşin de elektiriğin de yanlış kullanımının vereceği zararları biliriz ancak iyiye kullanımında neleri başarabildiğimizi de biliriz diyor. Yapay zekayı da benzer bir konumda ele almak gerektiğinden bahsediyor. Ona göre bu tip bir doğru kullanımla iklim değişikliği sorununu çözebilir ya da kanserin tedavisi bulunabilir...

HARİTA/GEOMATİK MÜHENDİSLİĞİ VE DEPREM
Prof. Dr. Ergin TARI, İTÜ Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

“Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur." M. Kemal ATATÜRK...

İMKÂNSIZI MI İSTİYORUZ?
Nusret SUNA, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı

İyi ki şairler var. İyi ki edebiyatçılara hayatımızda yer açtık. İyi ki düşünürler yolumuzu aydınlatıyor. Onlar sadece hayatı, insanı anlamamızı sağlamıyor. Aynı zamanda “nasıl bir ülkede yaşıyoruz” sorusuna yanıt bulmamızı kolaylaştırıyor. Kolaylaştırma denmez aslında, yapılan düpedüz “durum tespiti”dir...

İSTANBUL DEPREME HAZIR DEĞİL
Nusret SUNA, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı

17 Ağustos 1999’da Türkiye büyük bir acıyla sarsıldı. Binlerce insan hayatını kaybetti, yaralandı, evsiz ve işsiz kaldı. Ülke ekonomisi büyük zarara uğradı...

17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİNDEN 20 YIL SONRA DEPREM TEHLİKESİ VE RİSK AZALTMAYA DAİR BİR DEĞERLENDİRME
Prof. Dr. Haluk EYİDOĞAN, İTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü E. Öğretim Üyesi

Türkiye’de ve özellikle Marmara’da beklenen büyük deprem ne zaman gündeme gelse bilimsel bulguların açıklanması yanında kahinlik söylemleri duyuyoruz. Hala “büyük deprem olacak mı, olmayacak mı?” sorusunun cevabına kilitlenen bir medya ortamı oluşabiliyor ve hatta bilimsel temeli olmayan “Şu kadar yıl deprem olmayacak.” veya “Şu yıl deprem olacak.” türünden haberler büyük puntolarla çıkabiliyor. 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden 20 yıl sonra sanırım bir muhasebe yapmak gerekiyor...

24-26 EYLÜL 2019 SİLİVRİ DEPREMLERİ SONRASI İSTANBUL’U BEKLEYEN DEPREM TEHLİKESİ
Dr. Savaş KARABULUT, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Üyesi, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji ABD. İhraç Öğretim Üyesi

Deprem bir doğa olayıdır. Bu doğa olayı, farklı tektonik plakaların birbirine göreceli hareketleri neticesinde yeriçinde biriken elastik şekil değiştirme enerjisi olarak tanımlanmaktadır. Yeriçinde gerginliğine neden olan enerjinin aniden açığa çıkmasıyla gerçekleşmektedir. Deprem gibi diğer tüm doğa olayları, canlı yaşamı için sadece doğal bir tehlikedir. Bu tehlikenin risk yaratması ise can kaybının yaşanması, yaralanmaların olması ve yapılarda yıkımlar meydana gelmesiyle yani hasargörebilirlik (vulnerability) ile ilişkilidir. Eğer herhangi bir kayıp ve yıkımın meydana gelmesi engellenebilirse, bu olay sadece bir tehlike olarak tanımlanacaktır...

KADERİMİZ DEPREM : DEPREMLE YAŞAMAK ZORUNDA MIYIZ?
Prof. Dr. Şerif BARIŞ, Kocaeli Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Jeofizik Mühendisliği Bölümü, Yer Fiziği Anabilim Dalı Başkanı, KOÜ - Yer ve Uzay Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü

Türkiye dünyanın en aktif tektonik kuşaklarından birisi olan Alp-Himalaya deprem kuşağında yer almaktadır. Ülkemizin yerküre üstünde bulunduğu konum nedeniyle kuzeyimizde çok büyük Avrasya levhası ile güneyinde her yıl yaklaşık 2 cm kuzeye hareket eden Afrika ve Arap levhaları arasında sıkışmış olup, bu sıkışma nedeniyle Anadolu levhası her yıl yaklaşık 2,5 cm hızla batıya doğru hareket etmektedir. Levha sınırı olarak adlandırılan bu sınır, yaklaşık 1500 km uzunluğunda olan Kuzey Anadolu Fay Zonunu oluşturmakta, Doğuda ise yaklaşık 1200 km uzunluğundaki Doğu Anadolu Fay Zonu’nda da sıkışma olmaktadır. Milyonlarca yıldır süregelen bu tektonik hareketler neticesinde levha sınırlarında gerilme (stres) birikmekte ve bu gerilme belirli bir seviyeye ulaştığında yerkabuğunu kırarak deprem oluşturmakta ve bu depremlerden açığa çıkan elastik dalgalar yer küre içinde yayılarak yeryüzüne ulaşarak binaları ve insanları sarsmaktadır...

DEPREM TETİKLEME, GERİLİM İLETİMİ, BASKI İLETİMİ
Uğur Kaynak, Kocaeli Üniversitesi'nden Emekli

Sohbet formatındaki bu çalışmada “Bir deprem başka bir depremi nasıl tetikler?”, “Hangi deprem tetiklemez?”, “Dünyada oluşan ardışık depremler tetiklenmedenetkilenmişler midir?”, gibi sorulara yanıtları ele alınmaktadır. Böyle bir çalışmaya gereksinim duyulmasının nedeni ise, her depremden sonra halkı aydınlatmak için haklı olarak gazetecilerin “Tetikler mi?” sorusunu sormaları ve değerli deprem bilimcilerimiz tarafından aceleyle ve usulen verilmiş cevapların yaratmış olduğu etkidir...

TÜRKİYE VE DEPREM GERÇEĞİ!
Erdal ŞAHAN, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı

17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 20 yıl geçti. Depremde kaybettiklerimizi saygıyla anıyoruz.Halkımız, idareciler, medya soruyor büyük bir deprem bekliyor musunuz? Deprem nerelerde olacak? Depreme Hazırlıklı mıyız? Aslında 119 yıl önce başlayan aletsel ölçümler ile deprem kayıtlarını ve meydana gelen can ve mal kayıplarını incelediğinizde bu sorunun cevabını kendiniz de verebileceksiniz...

DEPREMİN ARDINDAN
BEKLENEN İSTANBUL DEPREMİ VE BEKLEYEN TEHLİKELER
Özgecan IRICIOĞLU, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu

Ülkemizde deprem, sel, taşkın, heyelan ve kaya düşmesi gibi doğa olayları insan eliyle hala afete dönüşmeye devam ediyor. 26.09.2019 tarihinde Marmara Denizi’nin Silivri açıklarında Mw=5.8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiş, yer kabuğunun 6.99 km altında gerçekleşen deprem sonrasında, en büyüğü 4.1 büyüklüğünde 188 artçı deprem gerçekleşmiştir...

MARMARA DEPREMİNDEN 20 YIL SONRA: DEPREM ve ENDÜSTRİYEL KAZALAR
Veli DENİZ, TMMOB Kimya Müh. Odası İstanbul Şb. Üyesi, Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA) Üyesi

17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi’nin üzerinden koca bir 20 yıl geçti. Her yıl yapılan anma etkinliklerinde tüm taraflar afetlere yeterli ölçüde hazırlıklı ol(a)madığımız konusunda bir şeyler söylüyor. Ama insanlar hala tedirgin ve korku içinde. Geçen sürede yapılanlar, yapıldığı söylenenler bize henüz güven vermiyor...

DURDURULAN METRO TÜNELLERİ VE DEPREM
TMMOB Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

İstanbul‘da 24 ve 26 Eylül 2019 tarihlerinde meydana gelen depremler sonrası, kamuoyunda deprem ve durdurulan metro tünellerinde ortaya çıkabilecek tehlikelerle ilgili konular yeniden gündeme geldi. Metro tünellerinin durdurulması sonrası 5 Ocak 2018 tarihinde Maden Mühendisleri Odası olarak yaşanabilecek tehlikelerle ilgili* yapılan basın açıklaması ile dönemin İBB yönetimini uyarmış, halkın can güvenliği açısından olası tehlikelere karşı önlem alınması gerektiğini ifade etmiştik. Açıklamamızdan 11 ay sonra herhangi bir deprem olmamasına rağmen kazı işlemleri sürerken Bostancı-Dudullu Metro Hattında bir göçük yaşanmış, 2 işçi bu iş cinayetinde yaşamını yitirmiş, dönemin İBB yönetimini ve kamuoyunu konuyla ilgili yeniden uyarmıştık...

İSTANBUL İLİ, AVCILAR İLÇESİNİN; BÖLGEDE YAPILAN DETAYLI ZEMİN RAPORLARI IŞIĞINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
A. Tuncay GÜRPINARLI, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi

Yaşanan 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi, her ne kadar Gölcük merkezli olsa bile; Marmara Bölgesi’nin önemli bir bölümü bu depremden etkilenmiştir. Özellikle depremin merkezinden kuş uçuşu yüz kilometre uzakta yer alan İstanbul İli’nin Avcılar İlçesi, bu depremden yara almıştır...

BİZİM ORA’NIN ADETLERİ
A.Tuncay GÜRPINARLI, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi

“Bizim Ora’nın adetleri
Meşhurdur cinayetleri…”
Yukarıdaki dizeleri içeren Elif Karlı’nın şarkısı dilime bir dolandı ki sormayın.

KALICI ÇÖZÜM RANTA DAYALI EKONOMİDEN VAZGEÇMEKLE MÜMKÜN
TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

İstanbul’da son günlerde gerçekleşen depremlerde yaşanan kaos 1999 Marmara depreminin üzerinden 20 yıl geçmiş olmasına rağmen gereken adımların hiçbirisinin atılmadığını bir kez daha göstermiştir.

DEPREMLER VE ORMANLAR
(Ağaçların yıllık halkalarından depremlerin tespiti)
Prof. Dr. Ünal Akkemik, İ.Ü.C. Orman Fakültesi, Orman Botaniği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Depremler, Türkiye’nin önemli bir bölümünde yaşanan en önemli doğa olaylarından biri olup milyonlarca yıldan bu yana süren ve gelecekte de devam edecek olan bir doğa olayıdır. Özellikle Kuzey Anadolu Fay hattında tarih boyunca büyük depremlerin meydana geldiği kaydedilmiş ve bunların etkileri tarihsel kayıtlar, belgeler, fay kırıkları ve jeomorfolojik yapılara dayanarak tespit edilmeye çalışılmıştır...

AFETE YÖNELİK KAVRAMLAR VE AFET YÖNETİMİ
Nur Kardelen ÖZTÜRK – Şehir Plancısı

Afetler hem oluştuğu zamandaki ani etkiyle akut olarak hem de insanlar üzerinde yarattığı baskı ile toplumu sürekli olarak etkileyebilmektedir. Özellikle İstanbul gibi metropoliten bir kentin afetler karşısında dayanıklı ve hazırlıklı olması gerekmektedir. Afet konusu kapsamlı ve birden fazla alt başlığı olan bir konudur. Bu nedenle afete yönelik kavramlar konusunda ve afet ile ilgili konularda bilgi kirliliği söz konusudur. Bilgi kirliliğinin önüne geçmek ve kavramsal olarak bir çerçeve oluşturmak adına öncelikle belli başlı kavramlar oturtulmalıdır...

TARIMSAL ÜRETİM ALANLARI VE DEPREM
Murat KAPIKIRAN, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi

İlk günah gibi bir ilk birikim vardı ve bu birikim toprak mülkiyetinde oluşmaktaydı. İngiltere'de çitleme ya da diğer ifadeyle toprak çevirme hareketi, ilk olarak 12. yüzyılda görüldü. Tarım yapılan arazilerin özel mülk konusu haline gelişi açısından kapitalist üretim biçiminin ilk ortaya çıktığı ülke İngiltere’dir. İngiliz çitleme hareketleri bu sürecin ilk ve özgün örneğini oluştururken, Osmanlı açısından hanedan mülkü olan tüm ülkenin müşterek kamusal mülkiyete dönüşmeden genel olarak 1858 çıkan Arazi Kanunnamesi ile şahıs mülkiyetine devrinin başladığı kabul edilmektedir. Toprağın özel mülk konusu haline gelmesi, aynı zamanda özel mülk olmayan topraklara el konulmasına yol açmış; iki süreç birbirine paralel olarak ilerlemiştir...