ÖLÇÜ 2018 KASIM SAYISINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

GÜVENLİ GIDAYA ERİŞİMDE YEREL YÖNETİMLERİN ROLÜ

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

Teknolojik gelişmeler ve Neo-Liberal politikaların sonucu değişen toplumsal yapımız ve ekonomik dönüşüm üretim - tüketim süreçlerini de etkilemekte, buna bağlı olarak gıda güvenliği risklerini ve güvenli gıdaya erişim sorununu da beraberinde getirmektedir. Dünya genelinde bir tarafta açlık, diğer tarafta obezite sorunu yaşanırken, gıda kaynaklı hastalıklar ve ölüm vakaları da sıkça karşımıza çıkan önemli sorunlardan olmaya devam etmektedir. Gıda güvenliği ve güvenli gıdaya erişim, kısaca gıda egemenliği sadece bugünün değil gelecekte de Dünya’nın en önemli ve öncelikli konularından olmayı sürdürecektir.

Gıda güvenliğini sağlamada ve gıda güvencesi oluşturmada konuyla ilgili diğer paydaşlar gibi yerel yönetimlere de önemli görevler düşmektedir. Gerek ilgili bakanlıklar, gerekse belediyeler halkın güvenli gıdaya erişimini ve gıda güvenliğini sağlamada üzerine düşen görev ve sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirmelidir. Bu çalışmalar yürütülürken ilgili sivil toplum örgütleri ve meslek odalarından görüş alınması ve uygun koşullarda işbirliği yapılması da güvenli gıdaya erişimde son derece önemlidir.

Gıda işletmelerine Belediyelerce ‘’işyeri açma ve çalışma ruhsatı’’ verilirken yapı ruhsatı ve iskan izinleri olup olmadığı dikkate alınarak mevzuat hükümleri eksiksiz ve kararlılıkla uygulanmalıdır. İş yeri açma ve çalışma ruhsatı talep eden işletme sahiplerinin temel hijyen kuralları konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip olup olmadıkları araştırılmalı eksik olanların gerekli eğitimi alması sağlanmalıdır.

Burada asıl dikkat edilmesi gereken öncelikli konu yerel yönetimlerin gıda güvencesi ve gıda güvenliği konularına bakışı nedir? Belirlenen etik kurallara uyuluyor mu? Yasal mevzuat hükümleri herkese aynı şekilde ve eksiksiz uygulanabiliyor mu.? Öncelikle bu sorulara cevap aramak gerekiyor.

Gıda güvenliğini sağlamada öncelikli ve temel konulardan biri işletme ruhsatlandırma aşamasıdır. Gıda üretimi ve satışı yapan işletmelerin ruhsatlandırılmasında gerekli teknik ve hijyenik altyapının oluşturulması mutlaka sağlanmalıdır. Asgari teknik ve hijyenik altyapısı olmayan, zorunlu kriterleri yerine getirmemiş işletmelere ruhsat verildiği, ruhsatı olmayan gıda işletmelerinin ise faaliyetten men edilmedikleri maalesef bilinen gerçeklerdir. Bu ve benzeri konularda belediyelere önemli görevler düşmektedir.

Semt pazarları kurulurken ‘halkın güvenli gıdaya erişim olanağı sağlayacak nitelikte gerekli teknik altyapı düzenlemeleri ile gerek pazarcı esnafının gerekse alışveriş yapan halkın sağlıklı koşullarda yararlanabileceği sıhhi altyapının bulunması sağlanmalıdır. Kısaca halka sağlıksız koşullarda gıda satılmasının önüne geçebilmek için gerekli her türlü planlama, uygulama, denetimin, yaptırım döngüsünün eksiksiz ve kararlılıkla hayata geçirilmesi kaçınılmazdır.

İlk defa 1995 yılında yürürlüğe giren 560 sayılı kararname, gıda hizmetlerini tek elde toplamak üzere hazırlanmış ve bunda da kısmen etkili olmuştu. Kararname, değişik otoritelerce yürütülen yetkileri, Tarım ve Köyişleri ile Sağlık Bakanlıklarının bünyesinde toplamıştı. İki farklı otoritenin farklı uygulamaları nedeni ile karışıklıklar meydana gelmiş ve gıda hizmetlerinde tüm yetkileri tek elde toplama gerekçesi ile kararname değiştirilerek TBMM’ye sevk edilmiş ancak gıda denetimlerinin, ne olduğu net olarak ifade edilmeyen ‘ ilgili kurum ve kuruluşlarca’ yerine getirileceği hükmü getirilmişti. Kararname bu haliyle kanunlaşarak “Gıdaların Üretimi, Tüketimi Ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” olarak yürürlüğe girmişti. Daha sonra yürürlüğe giren 5216 sayılı “Büyükşehir Belediyesi Kanunu” ve 5393 sayılı “Belediye Kanunu”, belediyelere de gıda maddeleri üreten ve satan işyerlerine yönelik olarak gıda denetimi yapma yetki ve görevi vermişti. Son olarak 13.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5996 sayılı ‘Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’ ile gıda işletmelerinin denetimleri Tarım ve Orman Bakanlığına verilmiştir.

Ülkemizde bulunan 650 bin civarında kayıtlı ve onaylı işletmenin denetimleri Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı çalışan Gıda Mühendisleri, Kimya Mühendisleri, Ziraat Mühendisleri, ve Veteriner hekimlerin ağırlıkta olduğu denetim personelleri tarafından gerçekleştirilmektedir. Kanun kapsamında oluşturulan denetim ekibinde uzman mühendisler ve veterinerlerden oluşan yaklaşık 6.600 denetim personeli bulunmaktadır. İşletme sayısı dikkate alındığında bu sayının yeterli olmadığı görülmektedir. Meslek disiplinleri arasındaki dağılımına bakıldığında ise konunun birinci derecede muhatabı olan ve gıda konusunda eğitim almış gıda mühendisleri sayısının son derece az olduğu görülmektedir.

Buna karşın gerek büyükşehir gerekse il ve ilçe belediyelerinde yeterli sayıda uzman personel bulunmadığı, bulunsa bile uzmanlık alanları dışında çalıştırıldıkları bilinen bir gerçektir. Kısaca yerel yönetimlerin yürürlükteki mevzuat hükümlerini eksiksiz uygulamak bir yana, hijyen denetimlerini dahi yetkin personel olan gıda mühendisleri veya diğer uzman kişiler yerine zabıtalar tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir.

Belediyelerin aşağıda belirtilen konularda çalışmalar yapmaları, var olan çalışmalarını nitelikli bir yapıya dönüştürmeleri gıda güvenliğinin sağlanmasında ve güvenli gıdaya erişimde önemli katkılar sağlayacaktır ;

· Belediyeler sorumluluk alanlarında ihtiyaca göre modern pazar yerleri oluşturmalı, pazar yeri planlaması gıda güvenliği kriterleri dikkate alınarak yapılmalıdır.

· Sokaklarda halkın sağlığını tehdit edecek şekilde kontrolsüz gıda satışı yapanlarla etkin mücadele yapılmalıdır.

· İşyeri açma ruhsatı verilirken daha titiz davranılmalı güvenli gıda üretimine uygun olmayan alanlarda üretim yapılmasının önüne geçilmelidir.

· Gıda güvenliğinin sağlanmasında ilgili bakanlık birimleri, üniversiteler ve meslek odalarıyla işbirliği yapılmalıdır.

· Tarım alanlarının korunması ve tarımsal üretimin teşvik edilmesini temel alan imar planları oluşturulmalı, ‘rant için değil, halk için’ uygulamalar yapılmalıdır

· İçilebilir su kaynaklarının korunması için kirliliğe yol açan işletmelerin tespit edilerek engellenmesi, kirliliğin önlenmesi için kalıcı tedbirler alınması gerekir.

· Şebeke suları içilebilir kalitede olmalı ve hiçbir sağlık riski oluşturmadan halka ulaşması sağlanmalıdır. Halkımız su firmalarının insafına bırakılmamalıdır.

· Halkımızı güvenilir gıdaya erişim hakkından yoksun bırakabilecek tehditler oluşturan GDO, NBŞ, Kimyasal kalıntılar, Katkı Maddeleri, Gıda Hileleri v.b. konularda bilgilendirici ve bilinçlendirici eğitimler düzenlenerek Bilinçli Gıda Tüketimi konusunda farkındalık yaratacak eğitimler ve uygulamalar yapılmalıdır. Konuyla ilgili meslek odaları ve üniversitelerle işbirliği yapılmalıdır.

· Gıda güveliği ve güvenli gıdaya erişim konularında gerek altyapı çalışmaları ve gerekse gıda tüketimi konularında halkı bilinçlendirecek her türlü çalışmaları (broşür, toplantı, uygulamalı etkinlikler, eğitim çalışmaları v.b.) planlayarak hayata geçirecek gıda konusunda eğitim almış Gıda Mühendisleri ve nitelikli personellerden oluşan birimler mutlaka oluşturulmalıdır.

· Demokratik kitle örgütleriyle işbirliği her alanda olduğu gibi halkın güvenli gıdaya ulaşması ve gıda güvenliği konularında da etkin bir biçimde yürütülmelidir.