ÖLÇÜ 2018 KASIM SAYISINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

İSTANBUL’UN BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİ VE ORMANLARI

Prof. Dr. Ünal AKKEMİK

İ.Ü-C. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi

Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi Başkanı

İstanbul; 8500 yıldan bu yana insanlık tarihine sahne olan, kıtaları ve kültürleri buluşturan, onları harmanlayan ve bütün bu zenginlikleriyle bir çekim merkezi oluşturan küçücük bir kara parçasıdır. Sadece insanların göç edip kaldığı, nüfusunun aşırı boyutlara ulaştığı bir kent değil aynı zamanda milyonlarca yıldan bu yana kuşların da, bitkilerin de göç sırasında kaldığı ve yerleştiği bir kent olmuştur. Çünkü İstanbul;

• Ilıman bir iklime,

• Orman, açık alan, sulak alan, kayalık, kumul gibi çok farklı ekosistemlere (yaşam birliklerine),

• Karadeniz, Ege-Akdeniz ve İç Anadolu olarak ayrılan üç ana iklim bölgesi için bir geçiş alanına sahip olması ve

• Büyük iklim değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde bitki göç yolu üzerinde bulunması nedenlerinden dolayı canlı yaşamı için son derece elverişli bir ortama sahiptir.

Bu nedenlerden dolayı İstanbul, yaklaşık 2500 doğal bitki çeşidine ev sahipliği yapmaktadır (Akkemik, 2017).

İstanbul’un bu doğal bitki zenginliği, inşaat sektörünün “boş arazi ve en güzel rant alanı” olarak gördüğü kırlarında, taşlık ve kayalık yamaçlarında daha da yoğunlaşmaktadır. Bu türden alanlarda yapılan her inşaat o alandaki doğal bitkilerin oradan yok olmasına neden olmaktadır. İstanbul’da her geçen gün devam eden yapılaşmayla orman, tarım, mera gibi alanların bir kısmı yok olmakta ve beraberinde o alanda yaşayan bitki ve hayvanlar da o alanlardan çekilmektedir. Bunun sonucu olarak da her geçen gün İstanbul’un doğal bitkilerinin yaşam alanları daralmaktadır. Örneğin sultan pelemiri olarak adlandırılan ve dünya üzerinde sadece Başakşehir çevresinde yetişen İstanbul endemiği olan bitkinin yaşam alanları büyük oranda daralmıştır. Diğer yandan, adını kentlerden alan Ümraniye çiğdemi ve Kadıköy çiğdemi gibi bitkilerin de adını aldığı yaşam alanları yapılaşmayla tamamen ortadan kalkmış ve bugün Elmalı havzası ve çevresindeki doğal alanlara sıkışmıştır. Bu bitkiler henüz daha İstanbul’da yok olmamıştır ama doğal yaşam alanları son derece daralmıştır.

Şahin (2013) tarafından verilen rakamlara göre (Tablo), ormanlık alanlar 1971’den 2012 yılına yaklaşık 24.000 ha azalmıştır. Tarım alanları da yaklaşık 77.000 ha azalmıştır. Buna karşın yerleşim alanları 85.000 ha, taş, kum ocağı gibi alanlar da 8.000 ha artmıştır. Yaklaşık 530.000 ha alana sahip olan İstanbul’da bu dönüşümün anlamı, doğal yaşam alanlarının yaklaşık 93.000 hektarlık kısmının yapılaşmaya gitmiş ve bu alanlardaki doğal yaşamın sona ermiş olmasıdır.

Tablo. Resmi rakamlara göre İstanbul’da 1971’den 2012’ye alan kullanımındaki değişim (Şahin, 2013).

Arazi sınıfları

1971

2012

Fark

Ormanlık alan (ha)

264.702 (%48,7)

240.844 (%44,2)

-23.858 -(%9)

Tarım alanı (ha)

234.858 (%43,2)

158.010 (%29)

-76.848 -(%32,7)

Yerleşim alanı (ha)

20.813 (%3,8)

106.098 (%19,5)

+85.285 +(%409,8)

Ocak, kum ve benzeri tesisler (ha)

2.969 (%0,5)

10.979 (%2)

+8010 +(%269,8)

Doğal alanlar üzerindeki yapılaşma baskısı Kuzey Marmara Otoyolu çevresindeki genişleme, kentin kuzeye doğru kayması 2012’den günümüze doğru daha da artmış, orman alanı 2.200 ha daha azalarak resmi rakamlara göre 238.030 hektara gerilemiştir. Yerleşim alanı da yaklaşık 115.000 hektara çıkmıştır. Orman ve orman dışındaki doğal alanlardaki azalma 1971’den günümüze 100.000 hektarı aşmıştır.

İBB’nin rakamlarına göre kişi başına düşen yeşil alan miktarı 6-7,5 m2 olup bu rakamlar parklar, piknik alanları, mezarlıklar, otoyol kenarları ve ormanları içermektedir. Gerçekte, insanların aktif kullanım alanlarının dışında olan piknik hizmetlerine kapalı orman alanları, mezarlıklar ve otoyolların kenarlarındaki yeşil alanlar çıkarıldığında bu rakam 1 m2’nin altına düşmektedir. Gelişmiş Avrupa kentlerinde 20-30 m2’ye kadar çıkan yeşil alan miktarının İstanbul’da 1 m2 civarında olması kentin kuzeyinde yer alan ormanların ne denli önemli olduğunun da en önemli göstergelerinden biridir.

Alan bakımından İstanbul’un yaklaşık %45’i ormandır. Kuzeyinde meşe türleri, kayın, gürgen, ıhlamur, akçaağaç, dişbudak, karaağaç gibi yapraklı ağaçlardan oluşan nemli bir orman yapısı mevcutken, İstanbul Boğazı ve güney İstanbul ve Adalarda makilikler hâkimdir. Adalar’da kızılçamlar da makiliklerle birlikte orman kurmaktadır. Günümüzde İstanbul’un toplam orman alanı 240.844 ha’dır. Bu rakam 1971’de 264.702 hektar olup yaklaşık 24.000 ha orman alanı doğal ortamıyla birlikte yok olmuştur.

Son yıllarda yoğunlaşan megaprojeler ve kuzeye doğru yönelen kentleşme ise beraberinde;

· Kuzey ormanları olarak adlandırılan ormanlık alanların hem alan bakımından daralmasına hem de aşırı insan baskısıyla içeriden parçalanmasına, yapısının bozulmasına

· Kent ikliminin ve hava kalitesinin dengesinin korunmasına yardımcı olan doğal şartların ortadan kalkmasına neden olmaktadır.

Kentin hâkim rüzgâr yönü olan kuzey rüzgârlarıyla kuzeyde yer alan ormanların ılıman ve temiz havası kent üzerine gelmektedir. Son yıllarda giderek artan ve aşırı betonlaşmayla birlikte daha da artacak olan kent içi ısı adalarının bunaltıcı etkisi ancak kuzey rüzgârlarıyla azaltılabilmektedir. Ancak, dikey yapılaşma ve ormanlık alanlara verilen zararlar hem kente gelen rüzgârın şiddetinin azalmasına hem de temiz-ılıman havanın kente ulaşmasında azalmaya yol açmaktadır.

İstanbul’un Avrupa yakasında yer alan ve halen büyük oranda ekosistem bütünlüğünü koruyan Belgrad Ormanı, muhafaza ormanı karakterinde olup korunmaktadır(!). İçerisinde sadece günübirlik mesire alanları olması gerekirken, giderek parça parça yapılaşmanın olduğu tesisleşmeler başlamış ve muhafaza karakteri bozulmuştur. Son yıllarda, Belgrad Ormanı’nın Mili Park olması gündeme getirilmiştir. Bu girişim, zaten yoğun insan baskısı altında olan ormanın daha fazla tahrip olmasına ve yakın gelecekte orman niteliğini tamamen kaybetmesine yol açacak; Belgrad Ormanı yerini Belgrad Parkı’na bırakacaktır. Bu girişimden mutlaka vazgeçilmesi gereklidir.

Sonuç olarak; zengin bir doğal bitki ve ekosistem çeşitliliğine sahip olan ve alan bakımından Türkiye’nin yaklaşık 1/147’si olan İstanbul’un doğal ekosistemleri ve kuzeyinde kalan tüm yeşil alanlar;

1. Ekosistem çeşitliliği

2. Bitki çeşitliliği

3. Doğal orman yapısı

4. Kentin hava kalitesi

5. Kentin sıcaklık dengesi

6. İnsan sağlığı

Gibi yaşamsal önemde olan gerekçelerle mutlaka korunmalıdır.

Kaynaklar

Akkemik, 2017. Ü. İstanbul’un Doğal Bitkileri. ÇEKÜL Yayınları, İstanbul

Şahin, A. 2013. 1970’den günümüze İstanbul İlinde Arazi Kullanımı, Değişimi ve Ormanlar. (Ed: Ünal Akkemik) Tod Marmara Şubesi, İstanbul Ormanlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri. S:51-86